22 Şubat 2012 Çarşamba

Dikkat! Demlikte Çiçek Açtı! // Jasmin Tea from Shanghai..

Geçen hafta Çin'den tam da bana uygun bir hediye geldi... Ee tanıyanlar bilirler beni, bir yerlerin kültürünü anlayabilmem için oranın yerelliğinden tatmak olmazsa olmazlarımdandır:)

Sevimli kutusunda 6 çeşit yasemin çayı... hem kokusu hem sunumuyla zaten çok hoş görünüyordu... Asıl görsel şölen ise yasemin tomurcuğunu cam demliğin içine kaynamış suya atınca ortaya çıktı... Bu çayları daha önce internette görmüş, ancak deneyimlememiştim...


Tomurcuğu minik kutusundan çıkarıp, kaynamış suyun içerisine atıyorsunuz. Bu su büyük cam bir demlikte olmalı ki tomurcuk kendini rahat ifade edebilsin, o serpilirken de siz görebilin:) Atılan tomurcuk dakikalar içerisinde açılıp saçılmaya, bir kirpiye dönüşmeye başlıyor adeta.. Tamamen açıyor yapraklarını önce yavaaaş yavaaaş, narin...Yaseminin suyun içindeki dansını izlemek ayrı bir tat,  kokusunu almak ayrı...


Değişik çiçek modelleri var, çeşitli tomurcuklar alarak farklı çiçekler açtırmanız mümkün demliklerinizde.. misafirlerinize lezzetli bir çay sunarken, aynı zamanda görsel bir şölen de vaat ediyorsunuz...Bence süper bir ayrıcalık!
yasemin tomurcuk çeşitleri // jasmin tea kinds

Stresi azaltıp, gevşemenizi sağlayan bu çayı akşamları yatmadan önce veya yemeğinizin üzerine içmenizi tavsiye ederim. Tatlı bir aroması ve afrodizyak özelliği olan çayın rengi açık ve tadı da yumuşak...

Bir de bu çayı seremonisine ve ritüeline uygun olarak Çin usulü çay fincanlarıyla içmek gerekir, daha bir keyifli oluyor.. Evde çayı tekrar demleyip adım adım çiçeğin açmasını sizlerle buradan paylaşacağım..

Şimdilik benden bu kadar...:)

20 Ocak 2012 Cuma

Tea&Pot Butik Cafe İzmir Alsancak'ta..

Blogumdaki yazıları görüp benimle bağlantıya geçmişti birgün Tea&Pot adlı butik cafe:) Amacıma ulaştığımı görmek beni oldukça sevindirmişti, belirli bir konu hakkında aynı şeyleri hissetmek ve bundan zevk almak, hem de hiç tanımadığınız bambaşka biriyle..bu bir ayrıcalık..

bizi birleştiren çay olgusu onları size de anlatmamı gerektiriyor. Öncelikle web sitelerini ziyaret ettim. Daha en baştan içimi açan bu görüntüler tam da bana göre döşenmiş bir cafenin görüntüleriyle tamamlandı. Keşke İstanbul'da olsaydı da sık sık uğrasaydım diye düşünmedim değil..



İzmir Alsancak'taki çay severler eğer burayı bilmiyorsanız, en azından benim için bir uğrayın derim...Birbirinden lezzetli çay ve sohbetler bulacağınıza inandığım Tea&Pot cafe'de sürpriz tatlar da sizleri bekliyor. Ev yapımı tadlar arasında cheesecake'den tiramisu'ya, havuçlu kekten tosta, brownie'den mozaik pastaya uzanan lezzetler mevcut...

Tıpkı Zeynep& Nihan Minareci'nin sitelerinde dediği gibi:
"Özel bir demlik ve sihirli bir sunumla bir çayın lezzetinin insana ne kadar keyif verebileceğini ilk yıllar önce keşfettikİçinde sıcacık mumu yanan bir ısıtıcı,üstünde uzak doğuya has sevimli bir demlik ve mis gibi kokusu önden gelendumanı üstünde aromalı bir çay..."
hmm...çay aslında evet, kimi zaman da özenle sunulup bir seremoniye dönüştürülmesi gereken bir sosyal paylaşım aracı..

İzmir Alsancak'taki Tea&Pot'a uğrarsanız, benden de selam söylemeyi unutmayın:)



http://www.teapot.com.tr/?pg=album&id=2


4 Ocak 2012 Çarşamba

Happy New Year Tea // Mutlu Yıllar Çayı:)

http://www.brizton.com/prod_104.html?selfield=field12&arrid=0&arrid2=0  
İçeriğinde 200 gr.lık Seylan çayı bulunan bu siyah çay yılbaşı için özenle hazırlanmış kutusuyla dikkatimi çekti. Hem sabah hem akşam içilebilir özelliği de olan bu seylan çayının tadının güzelliğinin yanı sıra ben şahsen sadece kutusu için bile alabilirim:))

Source & copyright; 
http://www.brizton.com/

7 Aralık 2011 Çarşamba

I AM A LITTLE TEAPOT

“Little Teapot” by Lyuda.
lavrentyeva.com
http://www.redbubble.com/people/lyuda/works/547863-little-teapot
I'm a little teapot, short and stout
Here is my handle, here is my spout
When I get all steamed up, here me shout
Tip me over and pour out :)

Sheldon'un meşhur "Soft kitty, little kitty" şarkısını andıran küçük bir demlik tekerlemesi / şarkısı... Ben çok eğlenceli buldum, çocuklara ezberletmeyi düşünüyorum:) 

1 Aralık 2011 Perşembe

Çay Demledikten Sonra....



Çay sert ve acı: Büyük olasılıkla fazla çay koymuşsunuzdur. Genellikle, gerektiğini düşündüğümüzden daha azı yeterli olacaktır. Başlangıç olarak, “bir ölçek de demlik için” kuralından vazgeçin. İkinci olasılık da gereğinden daha uzun bir süre demlemenizdir. Çıkarılabilir filtreli demlikler veya presli “cafetiere” tipi çaydanlıklar idealdir.

Çay bulanık görünüyor: Bu aslında iyi bir işaret olabilir; kaliteli Assam Çayı köpüklenebilir ve ışığı yansıtır. Ancak çay gerçekten çok bulanıksa ya su ya da çay kötüdür.

Çayda metalimsi bir tad var: Bu sorun genellikle kötü sudan kaynaklanır veya çay kalitesizdir.

Çay tortulu görünüyor: Bu da, genellikle kötü sudan kaynaklanır, sudaki tortular bardağın veya fincanın yan duvarlarına yapışır. Sorun düşük kaliteli, küçük yapraklı çayların kullanımına da bağlı olabilir. Şişe suyu veya filtreden geçirilmiş su deneyin.

Çayın tadı yavan: Bunun nedeni kötü kalite çay kullanıyor olmanız. Kendinize daha iyi davranın ve daha iyi çaylar kullanın. Suyu tekrar kaynatmış veya servis yapmayan kaynamasını beklememiş olabilirsiniz.

Çay tatsız: Çay, rafınızda gereğinden uzun bir süre beklemiş olabilir. Küçük miktarlarda ve sık sık çay alın, hem böylece değişik lezzetli çayları da deneme şansınız olacaktır. 

14 Kasım 2011 Pazartesi

YA ÇAY OLMASAYDI :)


• Çay keşfedilmeseydi, çaydanlık, çay fincanı, çay kaşığı, işyerlerinde çay paydosu, şehirlerarası otobüslerde çay molası olmayacaktı.

• Kahvehaneler, çay ocakları olmayacaktı. İnsanlar miskin miskin kahve köşelerinde oturmayacak, çalışarak ekonomiye katkıda bulunacaklardı.
• Kahvehaneler olmasaydı, kâğıt ve taş oyunları, kumar da yaygınlaşmayacaktı.
• Kahve ülkesi olarak bilinen Türkiye’de insanlar kahve içmeye devam edecekler, “bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” demeye devam edecektik.
• Kahvaltılarımızda çayın vazgeçilmez bir yeri olmayacak, evimize gelen misafirlere başka şeyler ikram etmek zorunda kalacaktık.
• Türkiye, kişi başına yıllık çay tüketiminde 2,3 kg ile dünyada birinci sıraya yerleşmeyecekti.
• Çayın demi için “tavşan kanı” deyimi ortaya çıkmayacaktı, ince belli cam çay bardaklarından tavşan kanı çayı sohbetle içenlerin tavşan uysallığına kavuşacağını ummayacaktık.
• Tatsız, bulanık, rengi bozuk ve soğuk çay getiren çaycıya: “Ne bu yahu! İmamın abdest suyuna benzemiş.” diye sitem etmeyecektik.
• Liselerde çay partileri yapılmayacaktı. Aslında, şimdi bu partilerde çaydan başka her şey içiliyor ama adı yine de “Çay Partisi”.
• Çay olmasaydı, sigara içenlerin sayısı da giderek artmayacaktı belki de… Yemekten hemen sonra yakılan sigaralar tiryakilere ilaç gibi gelirken akabinde başlayan çay servisi de vücuda su ve dolayısıyla da canlılık getirir.
• İngiltere’de Çay falına bakılmayacak, 20. yüzyılın başından ortalarına kadar, salgın halinde çay partilerinde bayanlar arasında çay falına bakmak yaygınlaşmayacaktı.
• Kadınlar, “Beş Çayı” diye kendilerine vakit ayırıp, çay içmeyi ve dedikodu yapmayı alışkanlık haline getirmeyecekler, çay yüzünden ev işlerini ihmal etmeyeceklerdi. Çalışmaya harcanacak zaman çay içmekle tüketilmeyecekti.
• Çayın tiryakileri için 5 duyu organına hitap ettiği: çayın rengiyle göze, kokusuyla burna, şekerini karıştırırken kulağa, sıcaklığıyla tene, tadıyla ise dile iyi geldiğini ileri sürülmeyecekti.
• Çok çay içenlerde “Çarpıntı, göğüs anjini, sinir bozukluğu, baş ağrısı, sıkıntı, mide bulantısı, el titremesi ve uykusuzluk” gibi hastalıklar artmayacaktı.
• İngilizler, klasik beş çayında çaya süt eklemeyi; Çinliler, “yeşil çay içmeyi; Kuzey Afrikalılar, çayı nane ile aromalandırmayı; Orta Doğulular, çayı genellikle limonla içmeyi; Ruslar, çayın içine reçel koymayı ya da “kıtlama” şeker ile içmeyi; kahve tutkunu Amerikalılar ise çayı demleyip buz gibi soğuttuktan sonra keyfini çıkarmayı alışkanlık haline getirmeyeceklerdi.




https://www.facebook.com/eglencelibilgi   adresindeki bilgi küpü sayfasından alınmıştır...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...