27 Ağustos 2010 Cuma

Charbay Green Tea Vodka




Eveeeet, sanırım artık hepimiz biliyoruz ki yeşil çay çok faydalı. Bir arama motoruna "yeşil çay" diye girseniz önünüze çıkan bilgi yığını arasında boğulup gitmeniz olası...


Yeşil çay öyle faydalı öyle faydalı ki, Charbay şimdi bu durumu kullanarak "Charbay Green Tea Vodka"yı çıkardı. Her ne kadar ismi ile, votkayı nispeten sert bulan kadın içicileri hedef almış gibi görünse de, yeşil çayın o acımsı tadıyla birleşince içimi oldukça zor olan bir votka yeşil çaylı votka... Oldukça da vurucu...


Şirketin votkanın içine yeşil çay katmasının ardında acaba bir detoks aracı olan yeşil çay yaprağının etkisi var mı diye düşünmeden edemiyorum... Sanırım Charbay şöyle düşünmüş olmalı : "Votkanın vücudunuzda yarattığı toksinleri, yeşil çayla aynı anda temizleyebilirsiniz...Ladies, işte size fırsat, hem için hem güzelleşin!"

İçelim, güzelleşelim...

Cheers,

4 Ağustos 2010 Çarşamba

TİK TAK TİK TAK SAAT 5...

Alice's tea party!

Uzun zaman önceydi... Öyle zamanlardı ki, ailemle oturup keyifli haftasonu kahvaltıları yapabilirdim. Anneciğimin sıcacık lezzetli sevgi dolu gözlemeleri, zaman zaman kurabiyeleri, veya sabah kahvaltılarına özel olarak hazırladığı tarifleri eşliğinde bana da çay içirme çabaları... ya da akşam yemeğinden sonra evimizde yine hep birlikte TV izlerken, sohbet ederken akşam atıştırmalarının yanında servis edilen çay...

Aslında çay değildi tamamlayıcı olan... Çay, başrol oyuncusuydu o akşamların ve yanında getirilen kurabiye veya poğaçaydı yardımcı oyuncular... Çay bizim ailemizde hep önemli bir yer teşkil etti. O kadar ki, annem gün içinde uzun süre çay içmediyse baş ağrısından kıvranır hale gelirdi.

Ben ise hiç nasiplenmezdim çaydan. Annemin "bir bardakçık içiver hadi canım, kuru kuru gitmez." ısrarlarına rağmen, içmezdim işte...sabah kahvaltıda belki zorrrrla bir tane:) Kahvaltıda portakal suyu ya da akşam yemekten sonra kola içmeyi tercih ederdim. Annem iyice Amerikan tarzı bir yaşama doğru gittiğimden endişelenmedi değil:))

ne değişti? Bilmiyorum... İlkokulun sonlarına geldiğimde sabah kahvaltılarındaki o bir bardak çayımı fincanda ve içine biraz süt katarak içmeye başladım. Annem de bu kez "Brit"leşmeye başladığımı savundu. Nereden çıkmıştı bu İngiliz ayakları?:))) "Galiba çok TV izliyor" demekten kendini alamazdı.

Oysa ki en sevdiğim masal Alice'ti... ve Alice'in "Hatter" ile geçen çay saati ve sofrası unutulmazdı... Ama yine de çayıma süt karıştırmanın bununla bir ilgisi yoktu. Belki de çay içmeyi bir gereklilik olarak görüyor ve onu kendi damak zevkime göre uyarlıyordum.

Nereden bilirdim saatin gongu işte tam da bu zamanı vurduğunda ben bir aromalı çay tutkunu olarak bu satırları yazacağım!?... Ama ilginç olan, sürekli çay içme konusunda değil, daha çok farklı ülkelerin mistik tatlarını fincanıma taşımak ve denemek anlamında tutkunum çaya... Belki de bir yerlerde tam da benim için üretilen çok ama çok farklı bir çay var ve ben onu keşfedeceğim. Kimbilir...

Bu blogla, çayın zengin dünyasına birlikte bir yolculuğa çıkacağız... "Çaydanlık fokurdarken" farklı tadlardaki birbirinden lezzetli çayları keşfedip yudumlayacağız...

tik tak tik tak...saat 5...çay saati...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...