14 Kasım 2011 Pazartesi

YA ÇAY OLMASAYDI :)



• Çay keşfedilmeseydi, çaydanlık, çay fincanı, çay kaşığı, işyerlerinde çay paydosu, şehirlerarası otobüslerde çay molası olmayacaktı.

• Kahvehaneler, çay ocakları olmayacaktı. İnsanlar miskin miskin kahve köşelerinde oturmayacak, çalışarak ekonomiye katkıda bulunacaklardı.

• Kahvehaneler olmasaydı, kâğıt ve taş oyunları, kumar da yaygınlaşmayacaktı.

• Kahve ülkesi olarak bilinen Türkiye’de insanlar kahve içmeye devam edecekler, “bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” demeye devam edecektik.

• Kahvaltılarımızda çayın vazgeçilmez bir yeri olmayacak, evimize gelen misafirlere başka şeyler ikram etmek zorunda kalacaktık.

• Türkiye, kişi başına yıllık çay tüketiminde 2,3 kg ile dünyada birinci sıraya yerleşmeyecekti.

• Çayın demi için “tavşan kanı” deyimi ortaya çıkmayacaktı, ince belli cam çay bardaklarından tavşan kanı çayı sohbetle içenlerin tavşan uysallığına kavuşacağını ummayacaktık.

• Tatsız, bulanık, rengi bozuk ve soğuk çay getiren çaycıya: “Ne bu yahu! İmamın abdest suyuna benzemiş.” diye sitem etmeyecektik.

• Liselerde çay partileri yapılmayacaktı. Aslında, şimdi bu partilerde çaydan başka her şey içiliyor ama adı yine de “Çay Partisi”.

• Çay olmasaydı, sigara içenlerin sayısı da giderek artmayacaktı belki de… Yemekten hemen sonra yakılan sigaralar tiryakilere ilaç gibi gelirken akabinde başlayan çay servisi de vücuda su ve dolayısıyla da canlılık getirir.

• İngiltere’de Çay falına bakılmayacak, 20. yüzyılın başından ortalarına kadar, salgın halinde çay partilerinde bayanlar arasında çay falına bakmak yaygınlaşmayacaktı.

• Çayın tiryakileri için 5 duyu organına hitap ettiği: çayın rengiyle göze, kokusuyla burna, şekerini karıştırırken kulağa, sıcaklığıyla tene, tadıyla ise dile iyi geldiğini ileri sürülmeyecekti.

• Çok çay içenlerde “Çarpıntı, göğüs anjini, sinir bozukluğu, baş ağrısı, sıkıntı, mide bulantısı, el titremesi ve uykusuzluk” gibi hastalıklar artmayacaktı.

• İngilizler, klasik beş çayında çaya süt eklemeyi; Çinliler, “yeşil çay içmeyi; Kuzey Afrikalılar, çayı nane ile aromalandırmayı; Orta Doğulular, çayı genellikle limonla içmeyi; Ruslar, çayın içine reçel koymayı ya da “kıtlama” şeker ile içmeyi; kahve tutkunu Amerikalılar ise çayı demleyip buz gibi soğuttuktan sonra keyfini çıkarmayı alışkanlık haline getirmeyeceklerdi.


https://www.facebook.com/eglencelibilgi   adresindeki bilgi küpü sayfasından alınmıştır...

3 yorum:

  1. gerçek acıdır, biber de acıdır o zaman biber gerçektir önermesi gibi olmuş bir yazı...çay olmasaydı kahvehaneler olmayacaktı insanlar çalışacaktı..evet hepsi sanki çayın suçu:/

    aynı önermeler kahveye de uyarlanabilir..

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Aslı,

    İnternette dolaşırken tesadüfen blogunla karşılaştık. Çayı bu kadar sevdiğini, blogunda çayla ilgili bu kadar güzel yazılar yazdığını görünce mesaj atmak istedik. Nerde oturuyorsun bilmiyoruz ama İzmire gelirsen çay içmeye bekleriz..

    www.teapot.com.tr
    http://www.facebook.com/groups/133967419983139/
    http://twitter.com/#!/search/realtime/teapot%20izmir

    YanıtlaSil
  3. Merhaba Nihan,

    Beni bulmanıza çok sevindim. Çayı severim ama çay fikrini ve yarattığı sosyal ortamları daha da çok severim. Farklı kültürlerde farklı çaylar denemek hoşuma gidiyor.
    Ben İstanbul'da yaşıyorum ama İzmir'de de bulunurdum eskiden. Yolum düşerse mutlaka uğrayacağım. Yerinize bayıldım. Tam benim tarzımda döşenmiş:) Siteniz de çok hoş..

    Blogumda size de yer vereceğim. Sevgiyle,

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...